+90 532 461 59 97
MENÜ

Metabolik sendromda hastanın kolesterol ve kan şekeri değerleri yüksektir. Bunlara ek olarak göbek çevresi yağlanma da denilen santral obesite ve bunun yanında hipertansiyon durumları ile karşı karşıya kalınmaktadır. Kan şekeri yüksekliklerinin en temel sebebi pankreas bezinden salgılanan insülin hormonuna karşı vücut kas ve yağ dokusunda direnç gelişir. Bu direnci sağlayan temel yapı vücuttaki yağ dokularının fazlalığıdır. Bu direnç nedeni ile kan içerisindeki glukoz dokulara geçemez. Bu nedenle kan şekeri sürekli yüksek halde kalır.


Bu yükseklik eğer uzun yıllar devam ederse ateroskleroz denilen damar sertliğine neden olabilir. Bu durum çeşitli kalp rahatsızlıklarına sebebiyet vererek ölümcül sonuçlar doğurabilir. Ve uzun dönem kan şekeri yüksekliğinin sonucunda böbrek, sinir sistemi ve göz problemleri ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu hastalıkların yanında hasta uzun dönem, belki de ömür boyu ilaç kullanacağı hipertansiyon hastalığına bile yakalanma durumu maalesef hastalar için pekala çok mümkün. 

Bazı kanser hastalıklarında bile metabolik sendromun etkisinin olduğu bilinmektedir. Bu nedenle hastaların muhakkak surette bir diyet programına girmeli ve sağlıklı bir şekilde kilo vermeleri sağlanmalıdır.

Bazı hastalarda çeşitli hormonal hastalıklar ve jinekolojik problemlerin obezite ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Bazı hastalarda kilo alımına bağlı olarak safra kesesi taşları görülmekte ve bu durumun neden olduğu yemek sonrası hazımsızlık, şişkinlik ve sırt ağrıları gibi yakınmalar görülebilir. Maalesef bu safra kesesi problemlerinin çözümü için hastalar ameliyat olmakta ve hastaların safra kesesini aldırmakan başka bir seçenekleri de bulunmamaktadır.

Aşırı kilo durumlarında besinler vücutta yağ dokusu şeklinde depo edilir. Bu yağ dokusu genellikle karın, sırt, bel ve kalça bölgelerinde depolanır. Diyet ile kilo veremeyen hastalar genel itibarı ile bu bölgelerdeki yağlardan şikayetçi durumundadırlar. 

 


Hatta kilo verilebilme durumu olsa bile özellikle karın çevresindeki yağlar olmak üzere bazı bölgelerdeki yağ dokuları varlığını devam ettirebilmektedir. Ne yazık ki bir çok insan bu bölgedeki yağlardan kurtulamamaktan şikayet ederler. Bu durumda da hasta estetik olarak kendini rahat hissedememekten yakınmakta psiklojik olarak da kendini rahat hissedememektedir.

Dahası kilo verse dahi bu bölgelerdeki cilt fazlalıkları sosyal yaşantısının ve estetik görünümünü de etkilemektedir. Peki bu inatçı yağlardan kurtulmanın kısa bir yöntemi yok mu sorusu hastalar tarafından en çok merak edilen konuların başında gelmektedir.

Çünkü hastalar hangi diyeti yaparlarsa yapsınlar, her türlü egzersizi deneseler de özellikle karın cildi altı , bel kısmı cilt altı ve sırt gibi belli başlı bölgelerdeki yağ dokularından kurtulamamanın üzüntüsü ve endişesi içindedirler. 

Bu bölgedeki yağlardan kurtulmanın en kısa ve pratik yollarından biri liposuctıon yöntemidir. Bu yöntem çoğunlukla genel anestezi yöntemi ile olur. Yani hasta tamamen uyutulur. Ameliyat öncesi yapılan bir kaç tetkik ve röntgen sonrasında anestezi uzmanın da onayı sonrasında ameliyata hazır hale gelinir.

Eğer liposuctıon ile kaybedilecek doku ve kan miktarının fazla olacağı düşünülüyorsa mutlaka eritrosit süspansiyonu rezervasyonu dediğimiz kan yedeklemesi işlemi yapılmalıdır. Ardından ameliyat salonunda önceden belirlen liposuctıon bölgelerine yağlar arası ayrışmayı sağlayacak sıvı verilir.

Bu sıvı içerisinde kanama olasılığını azaltan ilaçlar konulmaktadır. Ardından bir süre beklendikten sonra bu bölgeye istenilen ve hekim tarafından uygun görülen klasik, infrasonik veya vaser liposuctıon yöntemleri ile cilt altındaki yağ dokusu alınabilir. Alınacak miktar kişiden kişiye değişmektedir. Sonrasında ise bu bölgelerdeki cildin boşalan yağ tabakasının altındaki yapıya yaklaşabilmesi ve bu dokuyla birleşebilmesi için en az 3 hafta korse giymesi istenir.

Duş haricinde bu korsenin sürekli giymesi istenmektedir. Liposuctıon sonrası ağrı yönetimi de çok önemlidir. Genel itibari ile güçlü ağrı kesiciler kullanılır. Çünkü her ameliyat sonrası hastalar mümkün olduğunca en erken dönemde mobilize olmalıdırlar. Aksi durumda istenmeyen akciğer problemleri yaşanabilir. 

Bu işlem sonrası vücut cilt altında kalan bir miktar sıvı ameliyat sonrasında liposuctıon yapılan cilt deliklerinden boşalacaktır. Bu durum tamamen normal olup hasta ameliyat öncesi bilgilendirilir. Ameliyat sonrası dönemde de bir miktar ödem sıvısı cilt altına birikebilir. Bu ödem sıvısının vücut tarafından emilmesi ve yeni vücut şeklinin tam analamıyla görülebilmesi 6 ay kadar sürebilir. Ortalama 6 ay sonra vücut yeni şeklini tam manasıyla almış olacaktır.

Liposuctıon yöntemi ile normal olarak kan kaybı olacaktır. Bu kan kaybının miktarı liposuctıon yapılacak alanın büyüklüğü ile aynı orantıda olacaktır. Kaybedilen kan ile beraber bazı hastalarda ameliyat sonrası baş dönmesi ve bulantı gibi şikayetler olabilir. Bu durum ameliyat öncesi rezerve edilen kan ile kolaylıkla tedavi edilebilir.

Peki bu durumda akla gelen soruların başında liposuctıon yöntemi ile alınan yağlar tekrar geri alınır mı? Alınan yağ dokuları liposuctıon alanlarında mı yoksa diğer alnlarda mı depolanır? Bu sorunun cevabı eğer uygun diyet programı takip edilmezse ve yüksek karbonhidrartlı besinlerin tüketiminde aşırıya gidilirse ve düzenli egzersiz yapılmazsa maalesef eski yağlar tekrardan alınabilir.

Ama şu husus çok önemlidir. Yağ dokusu kilo alımı sırasında öncelik olarak kendi içerisinde yağ dokusunu biriktirme eğilimindedir. Yani depo edilecek yağ dokusu eski yağ hücrelerinin üzerine depo edilir. Liposuctıon yöntemleri ile alınan yağ dokusu hücreleri tamamen alınmaktadır. Dolayısı ile yeni oluşacak yağ depolanması bu bölgelerde ilk etapta olmayacaktır.

Çünkü yeni yağ dokusunun üzerine depolanacağı bir yağ hücresi liposuctıon alanlarında kalmadığı için yağ depoları ilk etapta başka bölgelere kayacaktır.

Lakin kilo alımı abartılırsa maalesef liposuctıon alanlarında da yeni yağ hücreleri depolanmaya başlayacaktır. Maalesef yapılan liposuctıon ameliyatının görsel olarak etkisi kalmayacaktır. İşte bu yüzden diyet ve egzersiz estetik ameliyatlar sonrası çok önemlidir.

Bu ameliyatlar sonrasında hastalara önerilen uygun bir diyet programına tecrübeli ve güvenilir diyetisyenlerin destekleri ile girilmeli, egzersizden asla ödün verilmemelidir. 

estetik cerrahi

Prof. Dr. Bekir Atik. Tüm Hakları Saklıdır.

Randevu Oluştur

Get Started MESAJ GÖNDER